//
Şu anda okuduğunuz...
çevre bilinci, Düşününce

Rüzgar tribünü mü nükleer enerji mi?

Danimarka, elektrik ihtiyacının %80’ninden fazlasını büyük bir kismini rüzgar tribünleri ile sağlama eğiliminde. Ülkemizin o kadar rüzgarlı olmadığını söyleyenleriniz olacaktır ama bizim de oldukça rüzgarlı yerlerimiz var.

Almanya’dan Danimarka’ya giderken her yer rüzgar tribünü idi. Bu çağdaş “yel değirmenleri”ni görmek çok hoşuma gidiyor.

Bu temiz enerji kaynağının yeterince enerji sağlamadığını da söyleyenleriniz olacaktır elbet. Ama rüzgar, güneş, ırmaklar – bütün bu enerji kaynaklarından ülkemizde oldukça var.

Doğadan elde edeceğimiz güvenilir enerjiyi, kaynaklarını daha fazla araştırmamız ve daha fazla yatırım yapmamız gerekiyor.

Peki nükleer enerjinin maliyetini, yani kapatılma veya patlama/arıza durumundaki maliyeti hakkında bilgi sahibi misiniz?

Ülkemizin nasıl bir tehlikeye atıldığının farkında mısınız?

Not: Yavuz hocam sağ olsun, aşağıdaki yorumunda konuyu ayrıntılı olarak işlemiş. Onun da belirttiği gibi; Nükleer’in teknolojisi artık eski, yeni teknolojiler beklerken eski teknoloji çöplüğü de olmayalım.

Reklamlar

About enisden

Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümünde öğretim üyesiyim. "Bilgiyi paylaştıkça artar." ilkesine inanıyorum. Bu blogda; akademik dünya, araştırma yöntemleri, eğitim ve bilgisayar mühendisliği çoğunlukta olmak üzere, hayata dair deneyim ve bilgilerimi paylaşmayı hedefliyorum.

Tartışma

3 thoughts on “Rüzgar tribünü mü nükleer enerji mi?

  1. Hocam konu guzel, ama uzulerek belirtmeliyim ki Danimarka elektrik ihtiyacinin %80 inden fazlasini ruzgar enerjisi ile saglamiyor. Hatta oran biraz uzucu, cunku yaklasik %70 inden fazlasini fosil yakitlarindan elde ettigi enerji ile sagliyor, hatta bu yakitin cogunu da komur olusturuyor. Ruzgar enerjisi kullanma egilimi fazla ama maalesef %20 ye bile ulasmamis. Ayrica orasi 5.5 milyonluk ulke, elektrik uretimi de Turkiye nin nerede ise 5 de biri. Parlemento karar almis zinhar biz nukleer enerjiyi sinirlarimizdan sokmayiz diye zaten 5.5 milyonluk ulkeye cok iddiali olmadiktan sonra nukleer ne kadar gerekli? Hele komsularda ucuz elektrik varsa, mesela Almanya nin nukleerle uretip sattigi gibi :))) Tabii bu arada Danimarka da nukleer enerji arastirma laboratuarlari oldugundan ve de nukleer atik dertleri bile bulundugundan bahsetmek lazim.

    Enerji konusu uzerinde kitaplar yaziliyor tabii ki buraya sigdiramayiz ama bir kac kelam etmek, sonunda da ana baslikta sordugun soruya cevap vermek isterim.

    ITU den Saglam ve Pekiner hocalar Matlab&Simulink kullanarak bir tablo cikarmislar, ayrica belirtmeliyim ki kendileri de ruzgar enerjisi taraftari. Bu tabloda normal sartlarda calisabilecek bir tasarimda uretilecek enerji 1.4 GWh, maliyet 960.000 Euro, 19 senede kendini amorti ediyor, e omru zaten 25 sene. Turkiyenin ihtiyaci 200 TWh dan fazla, bu durumda gerekli olan ruzgar gulu 140.000 den fazla, maliyet kabaca 140 milyar Euro, tabi yapim kac sene surer, nereye sigar ayri konu. Bu durumda denebilir ki, hepsini ruzgardan karsilamak zorunda degiliz, ama sonucta rantabl olmadigi gorulebilir. Bu seferde madem rantabl degil neden ruzgar enerjisinden elektrik uretenler var sorusu akla gelir.

    Bana gore aciklamasi sudur; Ruzgar enerjisi kullanimi icin pek cok parametre mevcut en onemlisi saatte esen ruzgar, yukaridaki ornek saatde 18km den esen yer icin kullanilmis, tabii bundan daha hizli esen ruzgarli yerler bulundugunda enerji verimliligi exponansiyel artiyor (mesela 26 km/s) bu durumda isletme kendini 5 yilda amorti ediyor, daha fazla kar ettiriyor. Ozel girisimciler de pek fazla olmayan bu alanlari bulup oraya kuruyorlar, para kazaniyorlar. Ozel isletmelerin aman urettigimiz enerji yesil olsun, yok cevreye zarar vermeyelim, doga dostu olalim gelin canlar bir olalim diye bir dertleri yoktur. Ama reklam olmadan da satis olmaz, cok feci cevreciyiz diye reklam yaparlar ama parasini kazandiklari ulkenin enerji meselesine merhem de olmazlar, sadece para kazanirlar, e hayir kurumu degil neticede onlar da hakli. Ayrica konu oldukca detaylidir, sadece esen ruzgar gucu degil esen havanin yogunlugu da onemlidir, bu yuzden denize yakin yerlerde olur santraller, kisaca her yere kurulamiyor bunlardan.

    Tabii ruzgardan baska da alternatif enerji kaynaklari var, basta gunes enerjisi, hidrojen donusum santralleri daha niceleri, ama maalesef su anda bir ulkenin tum enerji ihtiyacini karsilamak yolunda onemli bir adim olarak ileriye cikamadilar. Bir gercegi itiraf etmek gerekir ki, bu tur alternatif enerji kaynaklari arastirmalari bilim adamlarina ciddi kaynaklar aktarir, konu avantajlidir cunku cok makale cikartirsiniz hem de dusuk maliyete.

    Bana gore dunyadaki enerji cozumu nukleerden gecer ama fisyon enerjisinden degil. 1950 lerde baslamis fisyon enerjisi ve o andan itibaren gelismis ulkeler cok ucuza enerji elde etmisler, sanayileri devlesmis, bizim gibi ulkelere nal toplamak kalmis. Hatta simdi nali da oyle toplatmaya calisiyorlar ki, tektonik hareketliligin en bol oldugu cennet koselerimize kurulacak santrallerin isletmelerini bile kuranlar yapacak, iscileri bile kendi memleketlerinden olacak ve dahasi…Biz de kabul edermiyiz bilmiyorum ama, %60 i orman olan Turkiye nin turizm cenneti olan Mugla ya bile 3 adet termik santral kurma basarisini gosterdikten sonra bundan da korkmuyor degilim. Termik santrallarin varliginin, saglam bir yere kurulmus ve iyi isletilen fisyon enerji santrallarindan daha tehlikeli oldugu inancindayim.
    Madem fisyon istemiyoruz nedir cozum? Cozum fuzyon enerjisidir, ama bu hala arastirma safhasindadir, cunku reaksiyon sonucu ortaya cikan birkac milyon derece santigrat isinin kontrolu kolay degildir. Tabii bu konuyu, nukleer enerjide belli yere gelmis, dunyanin en gelismis ulkeleri yonetiyor ve arastiriyor. Cunku kullanilan yakit doteryum ve bilhassa deniz suyunda onemli miktarda elde edilebiliyor, bir nevi sonsuz enerjidir bu hem de radyoaktif artigi yoktur. Yakin gelecekte bu ulkeler sonsuza kadar kendi enerji sorunlarini cozmus olacaklar, biz de her zamanki gibi seyredecegiz 🙂
    Bu uzun yaziyi okuyanlarin sabrina tesekkur ederken, enerji konusu ile alakasi olmasa da, bu siralarda Yalova ya kurulmak istenen, yabanci ulkelerin tehlikeli ve zehirli atiklarini tasiyacak yeralti depolarinin kurulmasinin tektonik aktivitenin bol oldugu cevreye getirecegi felaketin ve tehlikenin boyutlarinin dusunulmesini ve cevreye ne kadar duyarli oldugumuzun sorgulanmasini dilerim. Sevgilerimle…

    Posted by Yavuz | 10 Ağustos 2011, 8:42 am
  2. Yeni enerji kaynakları hayal değil:

    “Hidrojen enerjileri üzerine ar-ge çalışmaları yürüten Dr. Mükerrem Şahin ve ekibi, tamamen Türk araştırmacılarla Karadeniz dip sularında yoğun olarak bulunan hidrojen-sülfürlü suyu geliştirdiği bir katalizör sistemi üzerinden geçirerek ekonomik koşullarda hidrojen gazı elde etmeyi başardı.

    Araştırmacıların yaptığı fizibilite raporları, Karadeniz’deki mevcut potansiyelin, bölgenin 100 yıllık elektrik ihtiyacını karşılayabileceğini gösteriyor.”

    http://gundem.milliyet.com.tr/100-yillik-elektrik-karadeniz-den-cikacak-/gundem/gundemdetay/29.08.2011/1432583/default.htm

    Posted by enisden | 29 Ağustos 2011, 2:58 pm

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

"Tanrım, Bana değiştirebileceğim şeyler için CESARET, Değiştiremeyeceğim şeyler için SABIR, Ve her iki şey arasındaki farkı anlayabilmek için BİLGELİK ver."

"God grant me the serenity to accept the things I cannot change; courage to change the things I can; and wisdom to know the difference."
(P.R. Niebuhr)

TEGV

TEGV - eĞİTİM İÇİN BEN DE VARIM

Kategoriler

%d blogcu bunu beğendi: