//
Şu anda okuduğunuz...
bilgisayar mühendisliği, bilişim, söyleşi, Yurt dışı deneyimleri söyleşileri

Yurt dışı deneyimleri ve öneriler – 10: Özgür Savaş ile söyleşi

Bu ayın konuğu Cisco Systems`den Özgür Savaş. Kendisi İTÜ Bilgi İşlem`de çalışırken tanışmıştım. Sağolsun beni kırmadı ve yurt dışı deneyimlerini bizimle paylaştı. Cisco firmasında uzun suredir çalısıyor ve deneyimi ile bize aktaracağı çok önemli bilgiler var.

Selamlar, öncelikle kendinizi tanıtır mısınız? Eğitiminiz hakkında kısaca bir bilgi verir misiniz 

İsmim Özgür Savaş, 32 yasındayım, 1998 Mersin Fen Lisesi, 2002 İstanbul Teknik Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği, 2005 İstanbul Teknik Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği, Bilgisayar Ağları Yüksek Lisans programı mezunuyum. 2002 yılından bu yana Cisco Systems bünyesinde Mühendis ve Mühendislik birim yöneticisi olarak çalışıyorum. Evliyim, bir kız çocuk sahibiyim.

– Şu anda nerede ve hangi konuda çalışıyorsunuz?

2011 Ocak ayından bu yana, Cisco Systems Londra (Bedfont Lakes) ofisinde Sistem Mühendisliği Yöneticisi (Systems Engineering Manager) olarak çalışmaktayım. Bu pozisyonda Cisco’nun yeni mezun yetiştirme programı olan CSAP (Cisco Sales Associate Program) programının İngiltere’deki mühendislik ayağını yönetiyorum. Daha önce 2002-2005 yılları arasında Cisco İstanbul, 2005-2011 yılları arasında da Cisco Amsterdam ofislerinde çalıştım.

– Çalıştığınız konu ve çalışma şartlarınız hakkında söylemek istedikleriniz

Basında bulunduğum mühendis yetiştirme programında temel amaç, dünyanın önde gelen  üniversitelerinde, başta Bilgisayar, Haberleşme, Elektronik Mühendislikleri olmak üzere, temel mühendislik eğitimi almış, başvuru tarihi itibariyle son 3 yıl içerisinde mezun olan, kendini iyi derecede teknik ve iletişim yetenekleri açısından geliştirmiş az sayıda genci, Cisco’nun ihtiyaç duyduğu Sistem Mühendisi pozisyonu için yetiştirmek. Bir yıl süren bu program sırasında benim görevim, başta bu kişileri zorlu bir işe alım süreci sonunda seçmek, program boyunca gelişimlerini düzenli olarak takip ederek, onları Teknik, Satış ve İletişim yetenekleri konusunda düzenli olarak ölçmek, değerlendirmek, farklı aktivitelerde yeteneklerini inceleyerek, bu yetenekleri doğru yönde kanalize etmelerini sağlamak için yönlendirmek ve geri bildirimler yoluyla rehberlik etmek. Tabii ki, program sonunda kriterlerimizi sağlayamayan adaylarla yollarımızı ayırmak da işimizin tatsız da olsa bir parçası.

– İngiltere’deki CSAP programı ve nasil başvurabilinecegi hakkinda bilgi verebilir misiniz?

Öncelikle şunu belirtmek isterim, bu program adayların ücret ödediği programlardan farklı olarak, kabul edilenler birinci günden itibaren Mezun Mühendis (Associate/Graduate Engineer) olarak istihdam edilerek o ülke koşullarına göre uygun maaşlar alıyorlar, birinci yılın sonunda başarılı olanlar ise hemen Sistem Mühendisi pozisyonuna terfi ederek daha yüksek maaş ve şirket imkanlarından faydalanmaya başlıyorlar. Geçmişte program Avrupa’da tek bir noktada lokal olarak  yürütülüyordu ve 2005-2008 yılları çok sayıda Türk mühendis mezun oldu. Şu anda Cisco Türkiye veya farklı ülkeler bünyesinde farklı pozisyonlarda çalışıyorlar. Hatta daha da öncesinde 90’li yılların sonlarında sadece Silikon Vadisi’ndeki merkezimizde yürütülen program birçok Türk mezun verdi.

Programın yeni formatı ise şu anda Avrupa’da Amsterdam ve Londra’da, Amerika’da Raleigh ve San Jose Silikon Vadisi’nde, Asya’da ise Singapur ve Bangalor’da, Cisco’nun Webex, Telepresence, Unified Communications teknolojilerini kullanarak çağımızın gerektirdiği şekilde daha global ölçekte uzaktan eğitim şeklinde yürütülüyor. Programın Avrupa ayağı birkaç yıldır yalnızca Avrupa Birliği üye ülkelerinden adaylara açıktı. Yaptığımız girişimler sonucu belli kontenjan sınırları dahilinde tekrar Türkiye’ye açıldı, 2 dönemdir az sayıda Türk adayın başvurusunu da alıyoruz.  Vize ve göçmenlik prosedürleri gereği Türk adayları genellikle programın Amsterdam ayağında değerlendiriyoruz. Bu seçme sürecinde ben de aktif olarak yer alıyorum. Programa yılda 2 dönem (Şubat ve Ağustos) bütün Avrupa, Orta Doğu, Afrika ve Rusya (EMEAR) bölgesinden yılda toplam 12 ila 18 arası mühendis alıyoruz. Dolayısıyla seçme süreci oldukça zorlu ancak kendine güvenen, inanan ve bahsettiğim ölçülerde kendini geliştirmiş gençlerimizin kabul edilmesinin önünde hiçbir engel yok. Programa bir sonraki dönem olan Şubat 2013 için başvuruları almaya başladık, muhtemelen Eylül-Kasım ayları arasında telefon mülakatları tamamlanacak ve kısa listeye kalan adaylar son değerlendirme aktiviteleri için Kasım-Aralık aylarında ilgili ülkelere davet edilecekler. İlgilenen arkadaşlarımız http://www.facebook.com/CSAPINFO adresinden detaylı bilgi alabilirler, mezunlarımızla, halen programda olanlarla ve diğer adaylarla iletişim kurabilirler.

– ilk olarak ne zaman ve nasıl yurtdışına gittiniz? Gideceğiniz yerden nasıl haberiniz oldu?

2002 yılında Cisco’nun İstanbul ofisinde, müşterilerimize ürün ve teknolojilerimizin sunulduğu ve testlerinin yapıldığı bir laboratuvarın başında Lab Mühendisi olarak göreve başladım. Daha sonra bir süre Cisco’nun Anadolu’daki küçük ve orta ölçekli iş ortaklarının yönetimini devraldım. 2005 Nisan ayında ise, Cisco’nun Doğu Akdeniz ülkelerindeki (Türkiye, İsrail, Yunanistan, Malta, Kuzey ve Güney Kıbrıs) orta ölçekli pazara destek verecek bir sistem mühendisi pozisyonunu duyurduğu şirket içi ilanı görerek başvurdum. Uzun bir mülakat süreci sonunda seçilerek, 2005 Ekim ayında Amsterdam’a taşınarak yeni görevime başladım.

– İlk gidişinizde başvuru ve kabul edilme sürecinizi biraz anlatır mısınız?

Bu pozisyona başvurduğum zaman aslında kendimden oldukça emindim zira daha önceki pozisyonlarımda özellikle Cisco’nun Anadolu’daki satış kanalının eğitilmesi ve genişletilmesi konusunda güzel başarılar elde etmiştik. Ayrıca bu süreçte Cisco CCNA, CCDA, CCNP ve CCDP sertifikalarını tamamlamış ve orta ölçekli pazar konusunda ciddi bir fikir sahibi olmuştum. Şirket içi referanslarım da bunu destekler doğrultuda olduğu için açıkçası başvururken oldukça ümitliydim. Ne var ki, daha çok Türk olmam dolayısıyla, desteklenecek pazarın Yunanistan, Güney Kıbrıs ve İsrail gibi genellikle Türklerle çalışmak konusunda çok istekli olmadığını tahmin ettiğim ülkelerden oluşması, vize ve oturum problemleri biraz gözümü korkutuyordu. Neyse ki, Cisco gibi global şirketler, eşit fırsat ve etik çalışma prensiplerini temel aldıklarından, bu konular benim için bir engel teşkil etmedi. Çok sayıda telefon mülakatı ardından Hollanda’ya davet edildim 2 gün içerisinde 7-8 kadar yüz yüze mülakatı tamamlayarak pozisyona kabul edildim.

Yurt dışında çalışmaktan memnun musunuz? Size neler kattı?

Yurtdışında çalışmaktan son derece memnunum ve gençlerimizi bu konuda alternatiflere açık ve girişken olma konusunda cesaretlendirmek isterim. Her şeyden önce yurtdışında çalışmak, özellikle global bir şirkette çalışıyorsanız, farklı kültürlerden insanlarla bir arada çalışma ve belki basit bir tabirle “dünya vatandaşı” olmanın yolunu size acar. Ben ilk yurt dışında çalışmaya başladığımda mesai arkadaşlarım, Kanadalı, Norveçli, İsveçli, İspanyol ve Hollandalılardan oluşmaktaydı, müdürüm ise bir Yeni Zelandalıydı. Sanırım, böyle bir ortamda edileceğiniz genel kültür ve yabancı dile olan katkısı konusunda herkes hemfikirdir. Hayata ve dünyaya bakış açımın değiştiğini ve geliştiğini söylemem sanırım yanlış olmaz.

İş dünyası her yerde stresli ve sıkıntılı olmakla beraber, özellikle batı Avrupa’da kişisel haklara ve aile hayatına gösterilen özen de yine bu ülkelerde çalışmanın avantajlı yönlerinden.

– Yurt dışında çalışmanın zorlukları …

Yurtdışında yaşamanın en büyük zorluğu kültür şokunu kısa sürede atlatabilmek. Kesinlikle en kısa zamanda bulunduğunuz ülkenin kültürüne, yaşam biçimine ve olanaklarına adapte olabilmeniz gerekir. Kültür şokunun çeşitli aşamaları vardır, uzmanlar bunu farklı şekilde sınıflandırabilir ancak ben kendi açımdan şu şekilde değerlendiriyorum. İlk aşama “hayranlık” diyebileceğimiz, yeni ülkenin her şeyinin sizi etkilediği, olumlu bir gözle baktığınız süreç. Ülkenin ne kadar temiz olduğu, binaların ne kadar güzel, yolların ne kadar düzenli olduğu gibi düşünceler sürekli kafanızdan geçer. Genellikle turist olarak seyahat edenler bu süreçte takılı kaldıklarından dönünce anlattıkları her şey etkileyicidir. Bu süreç yaklaşık 2-3 ay kadar sürer, ta ki ülkenin gerçeklerini tam olarak görmeye başlayana kadar. Bunu “farkındalık” diyebileceğimiz bir süreç takip eder, yani aslında gerçeklerin o kadar da mükemmel olmadığını anladığınız, hayatın burada da zorluklarının olduğunu, aslında kendi ülkemizdeki olanakların da fena olmadığının ayırdına vardığınız süreç. Yaklaşık 6. ayın sonunda ise “nefret etme” diyebileceğimiz, ülkedeki her şeyi vatanımızla karşılaştırdığınız, bir İnternet bağlantısı için 15 gün sonrasına randevu verilmesi, hastaneye gidebilmek için aile hekiminden randevu sırasına girip onu ikna etmenin gerektiği, çevrenizdeki insanların yardımsever olmaması, bir restoranda garsonun gelmesi için 20 dakika beklemeniz gibi her şeyin size rahatsızlık verdiği, insanlardan ve ülkeden soğuduğunuz bir dönem. Bu süreç bazı insanlarda birkaç ay, bazılarında yıllar sürebilir ve çevremizde ülkeye geri dönüş yapanların bir kısmı bu aşamada pes edenlerden oluşur. Son aşama ise “kabullenme” diyebileceğimiz, artık o ülkeyi asla bir “vatan” olamayacaksa da artık “ev” olarak kabul ettiğiniz, her şeyi Türkiye’ye göre kıyaslama alışkanlığından vazgeçip, oranın koşullarını ve imkanlarıyla yasamayı kabullenebildiğiniz dönem. Kısa sürede bu döneme ulaşabilenler, yurtdışında yaşamayı mutlu devam ettirebilirler.

Ben şu anda kendimi genel olarak Avrupa’nın koşullarına ve insanlarına alışmış hissediyorum. Tabii ki kültürel ihtiyaçlarımız (bir Galatasaray maçına gidebilmek, Türkçe tiyatroya, konsere gidebilmek, dostlarımızla buluşabilmek) ile son derece basit temel ihtiyaçlarımız, mesela damak tadımız, çeşitli lezzetlere özlemimiz bizi kısa süreli aralıklarla ülkemize çekebiliyor.  Ben yılda en az 2 kez birkaç hafta süreyle ülkemize gelerek, tatillerimin büyük çoğunluğunu ülkemizde geçirerek bu eksiği kapatmaya çalışıyorum.

– Yurt dışında çalışmak isteyecek öğrenciler  için önerileriniz?

Artık bunu söylemeye gerek var mı bilmiyorum ancak, tabii ki İngilizceyi iyi konuşabilmek çok çok önemli. Çeşitli vesilelerle bizim üniversitelerimizden mezun gençlerle mülakat yapma şansım oldu, maalesef üzülerek söylemek isterim ki, %100 İngilizce eğitim veren, en önde gelen devlet ve özel üniversitelerimiz de dahil olmak üzere, gençlerimizde ciddi anlamda pratik İngilizce konuşma ve kendilerini ifade etme konusunda eksiklikler mevcut. Gençlerimize başta Türkçe olarak kendilerini ifade etme ve sunum yetenekleri açısından erken yaşta yetiştirmelerini, üniversite dönemlerinde ise İngilizceye ciddi anlamda önem vermelerini öneririm. Benim naçizane görüşüm, Türk gençlerinin yurtdışına çıkmaları konusundaki en önemli engel bu.

Bunun dışında çocukluktan itibaren rekabetçi bir ortamda yetişmemiz, ve gittiğimiz üniversitelere kadar defalarca seçmelerden geçiyor olmamız, genel olarak zorluklara alışarak yetişiyor olmamız, aslında Türk gençlerinin yurtdışına çıktıklarında başarılı olmaları için önemli fırsatlar sunuyor. Onun için genellikle yurtdışında çalışan Türkler’e baktığınızda, çoğunluğunun kendi iş alanlarında hızla sivrildiğini ve oldukça başarılı kariyerler elde edebildiğiniz görüyoruz.

Diğer önemli bir konu da genel kültür. Gençlerimize dünya kültürleri, tarihi, politikası konusunda fikir sahibi olmayı, farklı ülkelerin gündemlerini takip etmeyi öneriyorum. Çok basit gibi görünen bazı konular, mülakatlarda birikiminizi ve araştıran, öğrenen kişiliğinizi göstermeniz açısından önemli fırsatlar yaratabilir.

Onun dışında teknik yetkinlik tabii ki hala seçilmenizde en önemli kriterlerden biri. Başvurduğunuz şirketin ihtiyaçlarını, çalışma alanlarını bilmeniz, o yönde kendinizi geliştirmeniz, varsa sertifikalarını elde etmeniz tabii ki ciddi avantaj sağlayacaktır. Bunun en iyi yollarından biri üniversite eğitimi sırasında mümkün olduğunca mesleğimiz ile ilgili yarı-zamanlı işlerde çalışmak, üniversitedeki staj dönemlerimizi verimli olarak değerlendirmek. Eğitim sırasında elde edeceğiniz iş tecrübesi, herhangi bir tecrübesi olmayanlara kıyasla sizi bir adım daha öne çıkaracaktır. Yarı-zamanlı iş bulmanın hatta staj yapacak yer bulmanın ne kadar zor olduğunun farkındayım, ki bu bütün dünyada yeni mezunların en temel problemi, ancak bu konuya gerekli özeni gösterenlerin, düzgün araştırma yapan ve girişimlerde bulunanların fırsatlarını kendilerinin yaratacaklarına da inanıyorum.

 – Çok güzel bir paylaşım oldu. Çok güzel öneriler var, çok teşekkürler.

Diğer söyleşiler için ana sayfa: https://enisden.wordpress.com/2011/12/11/yurt-disinda-calisan-bilgisayar-muhendisleri-ile-roportajlar/ 

Bu sitede sunulan yazıların belge lisansları aksi belirtilmediği sürece: by-nc-sa. (CC lisansları hakkında detaylı bilgi için tıklayınız). 
Bütün yazılar kaynak göstermek şartıyla çoğaltılabilir, yazılardan alıntı yapılabilir.
Reklamlar

About enisden

Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümünde öğretim üyesiyim. "Bilgiyi paylaştıkça artar." ilkesine inanıyorum. Bu blogda; akademik dünya, araştırma yöntemleri, eğitim ve bilgisayar mühendisliği çoğunlukta olmak üzere, hayata dair deneyim ve bilgilerimi paylaşmayı hedefliyorum.

Tartışma

2 thoughts on “Yurt dışı deneyimleri ve öneriler – 10: Özgür Savaş ile söyleşi

  1. güzel bir röportaj olmuş teşekkürler

    Posted by bilisimbloggers | 07 Ağustos 2012, 1:33 pm

Trackbacks/Pingbacks

  1. Geri bildirim: Yurt dışında çalışan/lisansüstü eğitimi alan bilgisayar mühendisleri ile söyleşiler « enisden - 01 Ağustos 2012

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

"Tanrım, Bana değiştirebileceğim şeyler için CESARET, Değiştiremeyeceğim şeyler için SABIR, Ve her iki şey arasındaki farkı anlayabilmek için BİLGELİK ver."

"God grant me the serenity to accept the things I cannot change; courage to change the things I can; and wisdom to know the difference."
(P.R. Niebuhr)

TEGV

TEGV - eĞİTİM İÇİN BEN DE VARIM

Kategoriler

%d blogcu bunu beğendi: