//
Şu anda okuduğunuz...
sağlık

Sevdiğin kanserse yapabileceklerin sonsuzdur ama …

Sevdiğin kanserse yapabileceklerin sonsuzdur ama ne kadar işe yarar, ya da ne kadar süre uzatır bak o meçhuldür.

Uyarı: Bu yazı, özellikle sevdiklerini kanserden kaybedenler için çok rahatsız edici olabilir. Onların okumamasını tavsiye edebilirim!

“The fault in our stars” filmi/kitabı, “Yıldızların altında” olarak tercüme edilmiş. Filmini izlerken, annemin hastalığı süresinde yaşadıklarım aklıma geldi ve yazmak istedim. Üzerinden 11 sene geçti, bu konuda yazmadım aslında, mümkün olduğunca “acılı” anlardan arındırarak ne kadar anlatabilirim … deneyelim.

Önce dayım pankreas kanserinden vefat etti. Geç teşhisti, sanırım bir kemoterapi aldı veya alamadı. Süreç çok kısa ve hızlı gelişti. Dağ gibi adam aramızdan ayrıldı. Birkaç kez ziyaret edebildim, birinde acısını dindirmek (ki ne kadar mümkün) için uzun süre elini tuttum …

Annem sağlıklı bir insandı. Ne içki, ne de sigara kullanırdı. Dayımın durumu dikkate alınarak yapılan ayrıntılı bir tetkikle erken teşhis yapıldı. Önce kanser olduğu bana söylenmedi ama sonra pankreas kanseri olduğunu öğrendim. Pankreas kanseri en ölümcüllerinden, erken teşhis sadece süreci uzatıyor.

Önce ameliyat oldu, sözde kanserli bölge temizlenmişti. Ameliyat sonrasında, annemin tekrar iyileşmek için verdiği mücadele inanılmazdı. Tam bir savaşçıydı. Ameliyat sonrasında eski haline gelmek için yaptığı nefes eksersizlerini, birlikte yaptığımız yürüyüşleri dün gibi hatırlarım.

Kanser önce telafuz edilmedi, inceleniyor dendi. Babama söylenmiş ama o bize hemen söylemedi. Ne zaman öğrenebildim şu an aklımda değil.

Hayatımın odağına annemi koyduğum bir seneyi aşkın süren bir dönem başladı.

Kanser ile ilgili kitaplar aldım. Hayatımda okumadığım kadar makale (ki tıbbi makaleleri ne kadar anlayabilirim) indirip inceledim. Alternatif yöntemleri araştırdım. Kemoterapi kötüydü, radyoterapinin yanına bile yaklaşılmamalıydı. Alternatif tedavi böyle söylüyordu, doktorlar ise bu bakışı cehaletle açıklıyordu.

Karar annemindi. O doktoruna güvenmeyi tercih etti. Sonra kemoterapi ve yan etkileri …

Alternatif demiyelim, tamamlayıcı tıp diyelim. Bal + spirulina (yosun?) + arı sütü + vs karışımı … Bir bal ürünleri satan mağazaya gidiyorsunuz, doktor raporuyla birlikte. Raporu sözde(!) inceliyor ve ona göre karışım hazırlıyor. Aldatmacanın dik alası! Anlıyorsun ama ümit işte … O karışımın etkisi kaçmasın diye tahta kaşıkla yemeli! Düzenli olarak aldığını takip ediyorsun.

Köpekbalıkları kanser olmuyormuş, onlardan yapılan haplar. Vitaminler, destekler …

Psikolojik destek çok önemliydi. “Yaşasın hayat” kitabı her zaman göreceği bir yerde bulunduruldu. Sürekli onla zaman geçirip pozitif enerji verilmeye çalışıldı.

Bir ara, kanserin durduğuna dair bir tanı kondu. Annemler kutlarken ben sevinemiyordum bile. Farkındaydım ki; düşman sadece zayıf an’ı beklemek için duraklamıştı o kadar.

Tıp da birçok kanser çeşidi karşısında çaresiz de … sen de kendini doktor sanıyorsun. Onlar hiç birşey bilmiyor, alternatif herşey …

Biraz şehirden uzaklaşalım, bir yazlık mesela? Hayır olmaz, tedavi aksar!

Hasta olma lüksün yok. Onun zayıflayan bedeni için bu ölümcül olabilir. Nezle oldum, olacağım. Kendine “Hayır olmayacaksın!” diyerek olmayacaksın!

Alternatif tedavi ile alakalı toplantılara bile katıldım. “Kanserden korkma, yanlış tedaviden kork” kitabının yazarı konuşuyordu. Söz aldım; “Korktuk, peki ne yapacağız?” dedim, ama bunun net bir cevabı yoktu. Büyük ilaç firmaları engelliyordu falan filan. Sözde alternatif ilaç sağlayıcılarından edindiğimiz, Rusya’nın bilmem neresinden gelen ilaç mucize sağlayacaktı, sağlamadı …

Süreci uzattığım için bir yakınımın doktorlara beni şikayet etmesi de ilginç bir anı olarak aklımda …

Son anların acılarını detaylandırmayacağım. Filmler bu son anları hızlı geçerler. Oysa o süreçte, zaman ve hayat durur.

Dostlar ortadan kaybolur

ve

sadece onun nefes alış verişini dinlersiniz …

“Uyandırmama kararı” çıkmıştır ve kimse kalp durursa müdahale etmeyecektir …

İşin özeti şu, sevdiğiniz kanserse mümkün olduğunca birlikte zaman geçirin.

Yapılabilecek olanı Cihan Ceylan aşağıdaki karikatürle çok güzel anlatmış aslında.

Kanser hastası arkadaşlarımıza, tanıdıklarımıza verebileceğimiz en büyük destek SEVGİMİZ ve ONLARIN YANINDA OLDUĞUMUZU HİSSETTİRMEKtir.

Bu durumda (ne olursa olsun) umutsuz olma gibi bir lüksümüz de bulunmamaktadır.
(Söylendiği kadar da kolay olmadığının farkındayım.)

cihanceylan_kanserdestek

 

Bu süreci uzatmak için elinizden geleni yapın tabii ama yaşam kalitesini düşürmeden! Radyoterapi ve kemoterapi ile biraz uzatmaktansa benim tercihim sevdiklerimle doğada yaşamak olurdu. Birçok yaşam hikayesi gösteriyor ki doğada yaşam aksine süreci daha uzun ve kaliteli yapabiliyor.

Ölüm hepimiz için gelecek, ah şu ayrılık olmasa.

Acı geçmiyor ama onla birlikte yaşamayı öğreniyorsun. Hemen olmuyor, zaman gerekiyor.

Ağrına gitse bile hayat devam ediyor.

Hep şunu diyorsun “Amerikaya gitseydik, şu tedaviyi deneseydik!”. Sonra bir gün Sabancı ölüyor, o kadar parasına ve tedaviye rağmen kanser yine yapacağını yapıyor.

Anlıyorsun …

Ailesinde kanser olan arkadaşlarına daha duyarlı oluyorsun, yanlarında olup onlara destek olmaya çalışıyorsun.

Hayat devam ediyor …

Bu şarkı ve klibi bana hep anlamlı gelmiştir … le vent nous portera … rüzgar bizi sürükleyecek

Hayat bizi nereye sürükleyecek? Geride kimleri ve hangi anıları bırakarak?
Bir çocuk masumiyeti ile, gerçekten güçlü mü olacağız, yoksa güçlüyü mü oynayacağız?

Geride bıraktıklarımızın her an bizimle olduğunu bilerek yaşamak …
Kolay değil, ama kimse kolay olacağını söylemedi zaten …

About enisden

Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümünde öğretim üyesiyim. "Bilgiyi paylaştıkça artar." ilkesine inanıyorum. Bu blogda; akademik dünya, araştırma yöntemleri, eğitim ve bilgisayar mühendisliği çoğunlukta olmak üzere, hayata dair deneyim ve bilgilerimi paylaşmayı hedefliyorum.

Tartışma

One thought on “Sevdiğin kanserse yapabileceklerin sonsuzdur ama …

  1. sabah 6 da okudum hala aklımda bu yazı

    Posted by Şiar AKGÜL | 26 Ağustos 2015, 9:07 am

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

"Tanrım, Bana değiştirebileceğim şeyler için CESARET, Değiştiremeyeceğim şeyler için SABIR, Ve her iki şey arasındaki farkı anlayabilmek için BİLGELİK ver."

"God grant me the serenity to accept the things I cannot change; courage to change the things I can; and wisdom to know the difference."
(P.R. Niebuhr)

TEGV

TEGV - eĞİTİM İÇİN BEN DE VARIM

Kategoriler

%d blogcu bunu beğendi: